Röportaj: Prof. Dr. Hasan Hüseyin ERKAYA
Soru: Hangi üniversite Mezunusunuz?
Cevap: İTÜ
Soru:Kaç Yaşındasınız?
Cevap: 48
Soru: Memleketiniz?
Cevap: Ankara
Soru: Evli misiniz?
Cevap: Evet.
Soru: Kaç Çocuğunuz Var?
Cevap: 2 çocuğum var.
Soru: İlgi alanlarınız?
Cevap: Benim çok geniş bir yelpazede uğraşım olmuştur. Fotoğrafçılıktan tutun, masaüstü yayıncılığı, internet yayıncılığı, marangozluk, demir doğrama işleri, inşaat işleri, sıva boya işleri, alçıpan işleri, izolasyon..
Soru: İngilizce biliyorsunuz. Onun dışında bildiğiniz yabancı diller var mıdır, varsa nelerdir?
Cevap: Evet, az biraz Portekizce ve Arapça bilirim. Ama çok hakim olduğumu söyleyemem.
Soru: Akademik çalışmalarınızı öğrenebilir miyiz?
Cevap: Ben İTÜ Elektirik mühendisliği mezunuyum. Mezun olduktan sonra yüksek lisans için yurtdışına gittim. Yüksek lisansımı ve doktoramı Arizona State’te yaptım. Oradan mezuniyetimden sonra Norfolk, Virginia’da Old Dominion University’de 4 yıl öğretim üyeliği yaptım.
Soru: Amerika’dan dönüş sebebiniz nedir?
Cevap: Şimdi biz orada yabancı uyruklu öğrenciler olarak bulunduk. Benim Türkiye’de mecburi hizmetim de yoktu, tazminatımı ödemiştim. Amerika’da I.Körfez Savaşı sırasında Amerika’nın ekonomisi bozuldu, şimdi de bozuk. Ardından II.Körfez Savaşı. Bizim üniversitede de 19 tane pozisyonu kapattılar, bizimki de onlardan biriydi. Yeşil kartımız falan da olmadığı için, Türkiye’ye döndük.
Soru: Türkiye’ye döndüğünüzde alışmakta zorluk çektiniz mi ya da çok dikkatinizi çeken bir fark gördünüz mü burda?
Cevap:Ee tabii ki farklar vardı. Bir kere burda insanlarımız sigaraya çok düşkün, yasak dinlemiyorlar. Onun dışında mesela orda kütüphaneler hiç kapanmıyordu neredeyse, gece yarılarına kadar açıktı, ama burda, geldiğim sene, okulun kütüphanesi öğle aralarında kapalıydı. Öğrenciler zaten giremiyordu kütüphaneye niyeyse. Öğle tatili mesela.. Hatta Vakıfbank burda reklemlar yaptı, öğle tatilinde açık olan banka diye. Biz Aldommimian’da çalışırken, yani88-92 arası, nöbetleşe giderlerdi elemanlar yemeğe, iş yerinde, bilgi-işlemde illa ki birileri olurdu. Bizim burda devlet memurumuz 12de yemeğe gider 1′den önce gelmez, genel yaklaşım budur ama en azından benim burda amacım bölüm başkanı olarak amacımız hizmet vermek, biri arayıp da cevap alamazsa üzülürüm, o yüzden mesela sekreterimiz olmadığı zamanlarda telefonu kendi telefonuma yönlendiriyorum, olur da biri ararsa, cevaplansın diye. Yani böyle farklılıklar hemen dikkatimizi çekmişti, o zamandan bu zamana çok şey değişti tabii, Türkiye’de de çok şey değişti. Özellikle de özelleşmeden sonra.
Soru: ESOGÜ’de öğrenci olsaydınız memnun olmayacağınız birşey olur muydu?
Cevap: Şimdi size şöyle diyeyim, öğrencilik güzel bir zaman dilimi. İnsanın sorumluluklarının kısıtlı olduğu, az olduğu bir dönem. Onun için bir şeylerden şikayet etmek yerine, mevcut durumu daha iyi değerlendirme yoluna giderdim diye düşünüyorum.
Soru: Osmangazi Üniversitesi’nin Türkiye’deki akademik başarısını sormak istiyoruz size, mühendislik alanında başarısı nedir, Türkiye’de mühendislikte ESOGÜ’nün yeri nedir?
Cevap: bu biraz değerlendirmesi zor bir konu. Ama şu var ki pratik çalışmayla akademik yayın yapma arasında bir kopukluk var. Bir de hoca sıkıntımız var. Mesela bu sene elektrik elektroniğin kontenjanı arttı, ben o yüzden önümüzdeki sene expository writing dersinde ne yapacağımı kara kara düşünüyorum şimdiden. Demek istediğim şu ki, siz belli bir seviyede eğitimi sürdürmek zorundasınız. Personeliniz belli. Nasıl çalışma ya da projeye vakit ayırabilesiniz? Anadolu Üniversitesi’nde akademik yayın yapan birçok hoca var mesela, neden? Adamların hoca sıkıntısı yok. Ama her şeye rağmen biz de elimizden geldiği kadar bir şeyleri desteklemeye çalışıyoruz. Ama yine de ve en azından eğitim kalitesini korumanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Geçenlerde Bilkent’ten bir hocamız buraya geldi, yüksek lisansa öğrenci almak için, o dedi: “ Hocam sizin eğitiminizle bizimki arasında fark yok.” diye, dedim: “Hocam bir daha söyle
” bizim bölüm olarak dersleri güncelliyoruz. Piyasanın ihtiyaçlarına göre de son sınıf derslerini yeniliyoruz. Biz yani aslında kalite olarak uluslararası standartları yakaladık. Bizim derslerimiz ‘öğrencifriendly’
.
Soru: Sizce elektrik elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği üniversitemizden gerekli ilgiyi görüyor mu?
Cevap: Bir ayrıcalık gösterilmiyor, iyi ya da kötü, eşit davranılıyor.
Soru: Elektrik elektronik ve bilgisayar mühendisliği bölümlerinde derslere giriyorsunuz. Öğrencileri gözlemlediğiniz kadarıyla sosyal konularla ne kadar ilgililer? Ya da mesleki bakımdan seminer ve panel düzenlenmesiyle ne kadar ilgililer? Siz bunlara nasıl destek veriyorsunuz?
Cevap: Elimizden geldiği kadar
. Bu öğrenciye bağlı biraz da, mesela bir sene çok hevesli bir öğrenci grubu geliyor, onlar gidince bitiyor. Öğrenci talep ederse biz destekliyoruz. IEEE’nin danışmanıyım mesela. Yöneticilerle vakit oldukça görüşüyorum. Yönetmeliğini ben yazdım mesela, mayıs ayında bir sonraki senenin yöneticilerinin belirlenmesi lazım aslında ama daha olmadı hiç öyle birşey.
Soru: Uzmanlık alanınız yarı iletkenler diye öğrendik. Öğrencilerinizle bu konuda fikir alışverişinde bulunuyor musunuz ya da bu konuda öğrencilerinizi bilgilendirmek için bir çalışmanız var mı?
Cevap: Yarı iletkenler fizikle örtüşen teorik bir konu ve malesef öğrencilere zor geliyor. Benim öğrenciliğimden beri bunun sınavları kitap defter açık olur, düşününce korkutuyor. 4.sınıfta bu seçmeli ders lisans eğitiminde, yüksek lisansta da güneş pilleri veriyorum ama bunları görmek gerek. Yarı iletken laboratuarı kurmak da pahalı bir iş.
Soru: Kariyer planlama ve uzmanlaşma alanları hakkında öğrencilerinize ne gibi bilgiler veriyorsunuz?
Cevap: 4.sınıftaki derslerimizin tamamı seçmeli, ona göre önce onların tanıtımlarını yapıyoruz. Onun dışında stajlarda öğrencilerle konuşuyoruz ne yapmaları gerektiği konusunda. Yurtdışı yüksek lisans konusunda yardım etmeye çalışıyoruz.
Soru: Dekanlıktaki bilgisayarlarımız mühendislik için gerekli programları kaldıracak güçte olmadığını biliyoruz. Bu konuda ne yapılabilir?
Cevap: Devlet üniversitelerinin harcamaları belirli esaslara göre yapılır biliyorsunuz. Geçtiğimiz yıllarda da belirli bir bütçe sağlanıp bunlar alınmış ve demirbaş olarak kayıtlanmış.lakin bir dönem sonra demirbaş alımları durdurulmuş. Bu son 4-5 yılda tekrar alımların önü açıldı, dekanlığın bize söylediğine göre birinci öğretimlerden okulun geliri a ise, ikinci öğretimlerden gelir 2a. Bunlarla birtakım düzenlemeler yapıldı. Aslında ben bu konuda biraz daha radikal düşünüyorum, bana göre tüm üniversiteler özelleştirilmeli. Üniversiteler paralı olmalı. Buradaki çalışanın parasını bir vermeli.
Soru: Hocam, piyasanın ihtiyacına göre derslerimizi güncelliyoruz demiştiniz, acaba bu başka bölümlere de uygulanamaz mı, mesela inşaat mühendisliğinden bir arkadaşımızın sorusu var, çizimlerinde hala kağıt kalem t cetveli kullandıklarını söyledi, halbuki şu anda piyasanın gerektirdiği bilgisayar ortamındaki çizimler, teknoloji kullanılıyor yani. Biz neden bunları kullanamıyoruz?
Cevap: Biz bu olayı yıllar öncesinden gördük ve programımıza engineering and graphics dersini koyduk, yani teknik resim dersi bizde de vardı. ama biz de bilgisayarlar var. Şimdi olayın iki faktörü var, bu dersleri verecek yetişmiş elemanın olması, ikincisi de bu öğrencilere çizim yaptıracak bilgisayar ortamlarının olması. İkisi birden olmayınca, olmuyor tabii. Şu anda ne yapılıyor bilmiyorum inşaat mühendisliğinde ama çocukları görüyorum ellerinde cetvelle. Ben de 2 dönem teknik resim dersi aldım, ben iki dönem makine teknik resim’i aldım. Bence de artık herkesin bilgisayara geçmesi gerek diye düşünüyorum. Ama bu bölümlerin takdiridir. Ellerinde imkan olsa onlar da yapmak isterler. Bunu öğrenciler olarak bölüm başkanınıza iletebilirsiniz ki onlar da teknolojiyi kullanmayı istiyorlardır. Prosedür şöyledir, bölümde toplanılır karar alınır. Fakülte kuruluna gelir, diğer bölüm başkanlarının, doç temsilcilerinin, prof temsilcilerinin oluşturduğu kalabalık bir kuruldur bu. Bunu görüşüp, onaylarlar. Eğer bölüm bunu uygun gördüyse, diğerlerinin itiraz etmezler ciddi bir sebep yoksa. Onlar daha iyi bilirler.
Soru: Okulumuzda 100′e yakın kulüp var ama çoğu pek aktif değil. Aktif olanların odası yok mesela, bunun bir denetimi yapılamaz mı, yani kulüplerin aktivitelerini yönetimi için bir odanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu sorunu nasıl halledebiliriz?
Cevap: Her kulübün bir danışmanı var, bu biraz da danışmana bağlı. Danışman yönlendirmek için var ama biraz da tuttuğunu koparan biri olsa iyi olur. Ben de isterim her kulübe bir oda olsun, ama olamadı. Dekanlık daha sonra tüm kulüplerin kullanacağı tek bir oda önerdi o da olmadı. Yer yok diyorlar, bir şey diyemiyoruz. Geçmişteki deneyimlere dayanarak bazı öğrencilerin suistimal edebiliyor, hiçbir şey yapmadan depo olarak kullanıyor, bunun şikayetleri de geliyor bize.
Soru: Birkaç binada var ama mühendislikte yok ne olacak bizim wireless durumumuz hocam? Biz neden var olan ağı kullanamıyoruz?
Cevap: Kullanırsanız bizim internetimiz yavaşlar.
Yıllardır istiyorlar, bu bilgisayar mühendisliği bölümünün çözeceği bir konu diyoruz, nitekim onlar da alıp kurdular, bu sefer de üst katta iyi çekmiyor, şu şöyle bu böyle oldu, kaldırdılar. Bir ara tüm kampüs çapına kurulacak wireless, o yüzden siz yapmayın denildi bilgi-işlem tarafından. Onlar da yapmadılar. En son rivayet, geçen günlerde alt kata döşenen kabloların wireless için olduğuydu ama bilemiyoruz tam olarak.
Soru: Üniversitemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Cevap: Bence iyi olacak, güzel gelişmeler var. ESOGÜ kurulduğundan beri devam eden gelişmeler devam edecek. Kapalı yüzme havuzu yapacaklar mesela, yeni binalar yapacaklar.
Soru: Son olarak söylemek isteğiniz bir şey var mı?
Cevap: Her şeyin iyi yönlerine baksınlar,güzelini düşünsünler. Kusur ararsan bulursun mutlaka, eksikliklerden ziyade olumlu yönleri değerlendirmeye çalışsınlar. Kusurlar da sırası geldikçe giderilir. Niye Türkiye’ye döndünüz dediniz, bence bir insan ülkesine faydalı olacaksa burada yaşamasına gerek yok, global dünya diyorlar şimdi, global dünya küçülen dünya demek aslında. Oturduğunuz yerden pek çok şeyi gerçekleştirebilirsiniz artık.
Saygı değer Prof. Dr Hasan Hüseyin hocamıza değerli vakitlerini ayırdığı ve de dergimize konuk olduğu için teşekkür ediyoruz.

 



North of Virginia Alldomminian University diye bir yer yok. doğrusu
Norfolk, Virginia’da Old Dominion University